728x90 AdSpace

  • Latest News

    2/08/2010

    Genetiği değiştirilmiş organizmalar ve insan sağlığına zararları GDO

    Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar son günlerde en çok tartışılan konulardan biri. Birçok kişi GDO’nun ne anlama geldiğini yeni yeni öğrenirken bazılarına göre sağlığı tehdit eden en zararlı organizmaları bazılarına göre ise hiçbir zararı olmayan ürünleri temsil ediyor.




    Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar kısacası GDO hayatımıza Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yeni yönetmeliğiyle girdi. Bu yönetmelik GDO’lu ürünlerin ithalatını kolaylaştıracak maddeler içeriyordu.
    Kansere yol açabilir
    Bazı uzmanlar genetiğiyle oynanmış bu ürünlerin insan sağlığını önemli derecede tehdit ettiğini, insan sağlığı üzerindekileri etkileri için yapılmış bir bilimsel araştırma olmadığını belirtiyorlar. Bu ürünlerin zararlı olduğunu savunanlar GDO’lu ürünlerin alerji başta olmak üzere antibiyotiklere karşı dayanıklılık oluşması, organ yetersizliği ve kanser gibi hastalıklara neden olduğunu belirtiyorlar.
    Hazır gıdalara dikkat



    GDO'dan kaçış yok

    800'den fazla GDO'lu ürünü tüketiyoruz ama ne yediğimizi biliyor muyuz?

    İnsanlar, tarıma başladığından beri yetiştirdileri bitki ve hayvanlara istedikleri özellikleri kazandırmaya çalışıyor. ’Yetiştirmek’, yapay bitkilerin özelliklerine müdahale ederek onları daha verimli hale sokmak olarak tanımlanıyor.

    Bir başka değişle bitkilere müdahale tarımın başlangıcından itibaren söz konusu. Ancak bu müdahale bitkilerin doğrudan genleri üzerinden olmamıştı. Bilimin gelişmesiyle 1980’lerden sonra bu da mümkün oldu.
    Bu ay NTV Bilim’in de kapak konusu yaptığı genetiği değiştirilmiş gıdalar, ilk üretildikleri dönemden bu yana tartışmaların konusu oldu. 

    GDO NEDİR?
    Bilimadamları 25 yıl önce, genleri DNA’dan ayırarak başka bir canlıya yerleştirebilceklerini keşfettiler.
    Bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucunda üretilen yeni canlıya Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) deniyor.
    Şemanın animasyonlu halini görmek için tıklayın.

    Özellikle 1980’lerden sonra bitki biyoteknolojisi alanında önemli gelişmeler sağlandı. İlk transgenik (genetiği değiştirilmiş) ürün olan, uzun raf ömrüne sahip Flavr Savr domaesi 1996 yılında raflardaki yerini aldı. Bunu, gen aktarılmış mısır, pamuk, kolza ve patates izledi.
    Bu yöntemle elde edilen bitkiler, ilaçlara ya da zararlılara karşı daha dirençli oluyor. Bu da kimyasal böcek ilaçlarının kullanılmasını azaltıyor. Günümüzde mısır ve pamuğun zararlılara, soya ve kanolanın böcek ilaçlarına, papaya ve kabağın da virüslere karşı dirençli olmasında GDO teknolojisi kullanılıyor.
    Genlere müdahale ederek bitkilerin lezzet, besleyicilik ya da dayanıklılık gibi özelliklerini geliştirilebiliyor. İstanmeyen durum ve olaylara daha kolay müdahale edilebiliyor. Genetiği değiştirlmiş organizmaların özellikle aşı ve ilaç yapımında kullanılması önem kazanıyor. Susuzluğa dayanıklı bitki geliştirme çalışmaları ise halen devam ediyor.
    AŞILARDA GENETİĞİ DĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLER TAŞIYOR
    Gıdaların genetiğinin değiştirilmesi ile ilgili tartışmlar devam ediyor ancak genetiği değiştirilmiş ürünler yeni değil. İnsülin geninin domuzlardan alınıp bir bakteriye aktarılmasıyla diyabet hastalarına insülin sağlanabiliyor. Tiroid ve büyüme hormonları genleri, hayvanlardan kesilerek bakterilere aktarılıyor ve hormon eksikliği olan insanlar faydalanabiliyor. Şekersiz yiyecekler kullanılan Aspartame maddesi de GDO’lardan üretiliyor.En önemlisi ise hepatit B aşısı başta olmak üzere bir çok aşının GDO’lardan elde ediliyor olması.
    AÇLIĞA ÇARE Mİ?
    Ayrıca genetik müdahale ile daha bol ürün elde edilemesi de teorik olarak mümkün. Bu özelliklerinden dolayı, GDO’yu savunanlar, bunun dünyada artan gıda ihtiyacın karşılanması konusunda cevap olabileceğini savunuyor.
    ABD Tarım Bakanlığı’nın yaptırdığı bir araştırma ise GDO’lu ürünlerin daha yüksek verim sağladığının genel bir doğru olarak kabul edilemeyeceğini ortya koydu. Bu rapora göre verimin daha yüksek olduğu bölgeler olduğu gibi daha düşük olduğu bölgeler de var.
    ELEŞTİRİLER
    GDO teknolojisindeki gelişmeler ve bu tür bitkilerin daha yaygın olarak kullanılması ile birlikte GDO’lu ürünler hakkında tartışmalar da yoğunlaştı. GDO’lu ürünler özellikle insan sağlığı ve çevreye etkileri konusunda eleştirilerin merkezine yerleşti.
    Konuyu sağlık açısından ele alan bazı bilimadamları, GDO içeren yiyeceklerin insan sağlığına zararlı olaileceğini savnuyor. Gen bitkinin içine yerleştirildiği için, onu tüketenlerin de risk altında olacağı, sağlık konusundaki eleştirilerde sık sık dile getiriliyor. GDO’ların hedef olan ürün hariç diğerlerinde nasıl bir etki yaptığı bilinmiyor. Zaman zaman bu gıdaların kansere yol açacağı iddiaları dil getirilse de bunun doğruluğunu kanıtlayan bir araştırma henüz yapılmadı.
    ÇEVREYE TEHDİT Mİ?
    GDO’lu bitkilere getirilen eleştiriler önemli bir bölümü de doğal çevreye olan etkileri ile ilgili. Karşıt görüştekiler GDO içeren ürünlerinin tohumları çevreye karışıarak doğal ürünleri etkileyip yapısnı bozabileceğini savunuyor. GDO’lu ürünlerin doğal ortama yayılıp yaygınlaşması sonucunda böcek nüfusunun olumsuz etklilenmesi ve tüm ekosistemin çökme olasılığı da dile getirilen bir başka eleştiri. GDO’lu ürünlerin biyoçeşitliliği tehlikeye sokacağı ve biyolojik kirliliğe neden olacağı da yaygın endişeler arasında.
    ETİK BİR TARTIŞMA
    Tartışmanın bir başka boyutu da ekonomi temelli. Bugün GDO’lu gıda üretimi bir kaç şirketin tekeli altında. Geleneksel tarımda kullanIlan bitkilerin tohumlarıyla bir sonraki yıl yenide ürün alınabiliyor. GDO’lu tarında ise bu mümkün değil; üreticiler, firmalardan her sene tohum alınmak zorunda.
    Eleştirilerin ticaret ve etiğin kesiştiği bir konu da patent konusu. GDO’lu bitkilerin patentinin neredeyse tamamı şirketlerin elinde bulunuyor. Tüm insanlığa ait olan bir materYal olan DNA’nın özellşetirlmesi endişe ve tartışma kaynağı.

    HUKUKİ BOYUT NET DEĞİL
    Konunun yasal boyutu da net değil. Transgenik bitki üretimi yapan ülkeleri bu konuda mevzuat çalışmalarını yapmış olsalar da, bu ürünlerin pazarlandığı ülkelerdeki teknolojik ve mevzuat eksikliği önemli sorunlar yaratıyor.
    GDO’lu ürünler için ruhsatlandırmayı ABD’de Gıda ve ilaç Dairesi (FDA), Avrupa Birliği’nde ise Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) yapıyor. Ama bazı AB ülkeleri kendi biyogüvenlik yasalarını kuruyor ve birliğin kontrol mekanizmalarına ek olarak kendi ülkelerindeki bilim merkezlerinde yeni güvenlik araştırmaları yaptırıyor.
    UZLAŞI MÜMKÜN MÜ?
    GDO’lu ürünler hakkında bir uzlaşma olabilir mi? Bu konuda tartışılan bir kaç alternatif var


    • GDO içeren ürünler için izole yetiştirme alanları kurulabilir.
    • En büyük 5 GDO üreticisi için kısıtlamalar getirebilir
    • GDO içeren ürünlerin etkileri tam olarak gözleninceye kadar reklam yapılmayabilir
    • GDO ürünleri yetişmek isteyen çiftçilere lisans alma zorunluluğu getirebilir.
     Grafiği daha detaylı görmek için üzerine tıklayınız.

    HANGİ ÜLKELERDE ÜRETİLİYOR? Halen yetiştirilmekte olan transgenik ürünlerin yetiştirildiği ekim alanlarının % 99’un ABD, Arjantin, Kanada ve Çin’de yer alıyor.
    ABD ‘de işlenmiş gıdaların yüzde 75’i GDO’lu ürün içeriyor. Yapılan araştırmalarda, Amerkian vatandaşların çoğu GDO içeren ürünler hakkında resmi kuruluşlara güvendiği, AB vatandaşalrınınsa daha çok sivil toplum kuruluşları ile üniversitelere itibar ettiği görülüyor.
    TÜRKIYE’DE GDO’LU ÜRÜN VAR MI?
    Herhangi bir denetim olmadığı için Türkiye’dene kadar alanda GDO’lu ürün yetiştirildiği bilinmiyor. Bununla birlikte biyogüvenlik yasası geçtiğimiz ay çıktığı için genetiği değiştirilmiş bitkilerin kontrolsüz biçimde Türkiye’ye girdiği ve gıda sanayiinde yıllardır kullanıldığı biliniyor. Yapılan bir çalışmaya göre Türkiye’de satılan 800’e yakın gıda maddesi, GDO içeriyor.
    HANGİ ÜRÜNLERDE GDO VAR
    Özelikle GDO’lu soya ve mısır nedeniyle geniş bir ürün yelpazesinde GDO’lu ürünler kullanılıyor. GDO’lu soya; sucuk, salam, sosis gibi kırmızı etin kullanıldığı ürünlerde, etsuyu tabletlerde, fındık-fısık ezmesi, çikolatalı ürünler, çeşitli unlu mamüller, süt tozu, hazır çorbalar ve hayvan yemlerinde kullanılıyor.
    GDO’lu mısırın kullanıldığı alanlarsa; nişasta bazlı tatlandırıcılar yoluyla gazoz, kola ve meyve suları, mısır yağı, bebek mamaları, hazır çorbalar ve hayvan yemleri.



    Genetiği Değiştirilmiş Gıdaların Sağlık Riskleri

    Bir bitkinin genlerinde değişiklik yapıldığında , dışarıdan eklenen genlerin bitkinin genleri içerisinde nereye yerleşeceği ve ne tür özellikler göstereceği tam olarak bilinemiyor. Bu bitki yapısında rastlantısal olarak birtakım değişikliklere yol açabileceği anlamına gelir. Yine bu tür belirsizlikler nedeniyle, bitki bünyesinde, insanda alerjiye yol açan, toksik (zehirleyici) etki yapan bazı farklılaşmalar yaşanabilir.
    Gen aktarımında kullanılan bazı teknikler nedeniyle genleri değiştirilmiş bitkileri tüketen insanlarda antibiyotiklere direnç gelişmesi olasılığı da sözkonusu. Antibiyotiklere direnç kazanan insanlar hastalanıp antibiyotik kullanmak zorunda kaldıklarında yeterli faydayı göremeyeceklerdir.
    Biyoteknoloji firmalarının çoğu gen aktarımında bakteri ve virüslerden aldıkları genleri kullanmaktadırlar. Bu genlerin ürünü olan proteinlerin bağışıklık sistemimizi çökertme riskleri, kanser başta olmak üzere ne tür başka hastalıkları tetikleyecekleri ise günümüz teknolojisiyle tahmin edilememekte ve sınanamamaktadır. Genetiği değiştirilmiş gıdaları üretenler, bu gıdaları yukarıdaki riskleri yeterli süre deneyip etkilerini araştırma zahmetine katlanmadan piyasaya sürmektedirler.
    Biyoteknolojinin GDO silahını tarlalarımıza ve sofralarımıza yönelten uluslararası gıda ve tarım tekellerinin tek amacı vardır:
    Sonuçları ne olursa olsun, satabildikleri kadar GDO’ lu tohum satmak ve yedirebildikleri kadar GDO’ lu ürün yedirmek.
    Oysa ne Türkiye’ nin ne de dünyanın GDO’ lu tohumlara ve gıda ürünlerine ihtiyacı vardır. Kendi sebze, meyve ve tahıllarımız bize yeter. Yerel yemek kültürlerimiz yeteri kadar zengindir.
    Biyoteknolojik yöntemlerle yapılan GDO’ lu tarım ve GDO’ lu ürünler, hem doğaya, hem kendinden başka tarım sistemlerine, hem de dünya halklarının yerel yemek kültürlerine ve tehdit demektir.
    Bilim insanları tarafından çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri saptanmış ve ileride çok büyük yıkımlara yol açacağı söylenen GDO’ lu tohumların;
    • Ülkemiz topraklarında ekilmesine izin vermemeliyiz.
    • Gıda ürünleri olarak ülkemiz insanlarına yedirilmesine hep birlikte karşı çıkmalıyız.
    • Ne yediğimizi sorgulamalıyız.
    • Şüphe duyduğumuz ürünler için bunları üreten ve bunları denetlemekle yükümlü olanları uyarmalıyız.
    Devletin asli görevi eğer vatandaşlarının sağlık, refah ve güvenliğini sağlamaksa; GDO’ lu ürünlerin ülkemize girişinin engellemesini talep etmeli, GDO’ lu ürünler kullanmak istemediğimizi belirtmeli, bunu tüm kamuoyuna duyurmak üzere düzenli kampanyalara destek vermeliyiz.
    Tüketici Hakları Derneği’ nin yapmış olduğu bir açıklamaya göre, gıda maddesi ve hayvan yemi olarak da kullanılan genetik yapısı değiştirilmiş soya ve mısır, dünyada genetik yapısı değiştirilmiş tüm tarımsal ürün üretiminin yüzde 80′ den fazlasını oluşturmaktadır. Soya ve mısır ülkemizde yaklaşık bin çeşit gıda maddesinde girdi olarak kullanılmaktadır.

    GDO'nun zararları nelerdir?

    Prof. Ziya Mocan:
    Bitki bünyesinde, insanda alerjiye neden olan veya zehirleyici etki yapan bazı farklılaşmalar yaşanabilir.
    Gen aktarımında kullanılan bazı teknikler nedeniyle genleri değiştirilmiş bitkileri tüketen insanlarda antibiyotiklere direnç gelişmesi olasılığı söz konusu.
    Bu genlerin ürünü olan proteinlerin bağışıklık sistemimizi çökertme riskleri, kanser başta olmak üzere ne tür başka hastalıkları tetikleyecekleri günümüz teknolojisiyle tahmin edilemiyor.
    Bu gıdaların genleriyle oynandığı için insan gen yapısında uzun dönemde değişiklik yapıp yapmayacağı bilinmiyor.
    Hamileler, büyüme çağındaki çocuklar, beslenme bozukluğu olanlar ve kronik hastalar için özellikle zararlı...
    Bunlar konserve gibi, besleyici değerleri düşük. Tabiatın yapısına da aykırı.
    Prof. Dr. Ahmet Aydın:
    Kanserojen olma ihtimalleri yüksek ama sigara gibi, 20 yıl sonra çıkıp "Kanser yapıyor" dediğinizde "Başka bir yığın kanserojen olabilir" diyecekler.



     www.gdoyahayir.org/  www.ntvmsnbc.com/id/25018394/  www.gdo.gen.tr







         * GDO     * gdo bitkiler     * gdo mısır     * gdo nedir     * GDO'lu gıdalar     * GDO'lu soya     * GDO'lu tarım     * gdo'lu ürünler     * GDO'nun zararları     * genetiği değiştirilmiş besinler     * genetiği değiştirilmiş gıdalar     * genetiği değiştirilmiş organizmalar     * gıda     * hazır gıdalar     * kanser

    Mehmet Ali

    Grafik tasarım konusunda bir şeyler öğrenmekte, öğrenmekte olduklarını paylaşmakta.

    Website: Mhmtalizm

    • Blogger Yorumları
    • Facebook Yorumları

    0 yorum:

    Yorum Gönder

    Item Reviewed: Genetiği değiştirilmiş organizmalar ve insan sağlığına zararları GDO Rating: 5 Reviewed By: Kirli Adam
    Scroll to Top